beraberce Güz Akademisi dördüncü haftasında “Toplumsal Hafıza, Geçmişle Yüzleşme ve Sanat” tartışıldı

beraberce Güz Akademisi dördüncü haftasında “Toplumsal Hafıza, Geçmişle Yüzleşme ve Sanat” tartışıldı

beraberce Derneği’nin beraberalan kapsamında düzenlediği beraberce Güz Akademisi 23 Ekim-27 Kasım tarihleri arasında her Salı akşamı saat 18.30-21.00 saatleri arasında Taksim’de bulunan Goethe Enstitüsü’nde devam ediyor. “Mekân/Diyalog/Hatırlama” başlığıyla gerçekleşen Güz Akademisi’nin dördüncü haftasında “Toplumsal Hafıza, Geçmişle Yüzleşme ve Sanat” meselesi tartışıldı.

Dara Demiralp’in moderatörlüğünde gerçekleşen atölyenin konuşmacı katılımcıları, Evrim Hikmet Öğüt ile Nazım Hikmet Richard Dikbaş oldu.

“Göçün Sessel Hafızası”

Evrim Hikmet Öğüt, “Göçün Sessel Hafızası” başlığıyla yaptığı sunumda, İstanbul’daki Iraklı Hristiyanlarla yaptığı çalışmalarda ve 2011-2014 yılları arasında gerçekleştirdiği alan çalışmasında karşılaştığı göçmen topluluklarının dinleme pratiklerine, müzik icrasına, hem dini müzik hem de din dışı müzik çalışmalarına değinerek şunları kaydetti: “Tüm bunların göç sürecinde nasıl iş gördüğünü, ne işlerine yaradığını anlamaya çalıştım. Bununla ilgili bir tez yazdım. 2015’te tezim bitti. Tam o süreçte Türkiye'de artık ciddi sayıda Suriyeli mülteci vardı. Doğal olarak ilgim Suriye göçüne ve biraz da kendilerini çok görünür kılmış olan sokak müzisyenlerine, oradan da profesyonel müzisyenliğe kaydı. O tarihten beri de Türkiye'deki Suriyeli müzisyenlerle görüşmeler yapıyorum. Özellikle profesyonel müzisyenlerle... Göç deneyimi hiç tekil bir deneyim değil, dolayısıyla bir göçmen topluluğu deneyimi başka birininkine hiç benzemeyebiliyor. Tabii, göç edilen ülkenin coğrafî uzaklığı, kültürel uzaklığı, göçmenin statüsü burada belirleyicidir. Göç ailece mi yapılıyor, topluluk halinde mi yapılıyor, bireysel mi yapılıyor? İşte, bütün bu parametreler farklılaştırıyor deneyimi. Hatta aynı topluluk içindeki bireyler bile cinsel yönelimleri, sınıf aidiyetleri vs. dolayısıyla farklı şekilde yaşıyorlar göçü.”

“BİZİM TOPLUMSAL HAFIZAMIZ: NE SANDIK? NEYİ GÖRÜYORUZ?”

Sanatçı Nazım Dikbaş ise şunları kaydetti: “Biz evrenselliği her zaman iyi bir şey olarak düşündük değil mi? Bir kavram evrenselleşebilirse paylaşılır veya bir romancı, bir hikayeci, bir şair; şiirinde evrensel temalar, romanında evrensel temalar işlerse evrenselleşir. Başka dile de çevrildiğinde evrensellik harika bir şey! Ama başka şeylerin de evrensel olabileceğini gördük. Biz evrensel modeller kurduğumuzda, bu evrenselliğin bazen şiddettin evrensel olarak uygulanması, bazen sahtekarlığın evrensel olarak uygulanması veya bu “evrensellik” denen şeyin aslında dünyanın tamamında geçerli olabilecek bir kavram değil de birbirinden öğrenilen, “Burada bunlar böyle yapıyorsa biz de böyle yapabiliriz” gibi işin sadece teknik yönünün alınması anlamına da gelebileceğini gördük.”

Güz Akademisi dördüncü haftası katılımcıların geçmişle yüzleşme ve sanat konusundaki soru ve görüşlerini paylaşmasıyla sona erdi.

Anahtar Kelimeler:
Güz AkademisiBeraberce
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.